Çelişkiler: Bangkok

Processed with VSCO with c1 presetNil’in deli Asya planlarına bir gecede, 10 dakika içinde dahil olmamın ardından çok güzel hostel seçimleri yaptık, gideceğimiz yerleri belirledik ve Bangkok’a gelince bunların gerçekleşmeyeceğini %95 zor yoldan öğrendik. Şehri yürüyerek ve toplu taşımayla gezen insanlar olarak, şehirdeki camsız otobüse kadar her şeyi denedikten sonra kendimizi yine SUV Uber arabaların içinde bulduk. Gideyim ben günlük kart alırım hop hop aktarma yapıp gezerim diyenlere: bir günlük kart (120 B) sadece bir hatta geçerli (Tayland mantığı).

Bangkok’a gelen insan kitlesi de bir acayip. “Seks turizmi” için gelen insanı da, “ben bi’ aydınlanayım, bi’ etnik şalvar giyeyim” giyen insanı da şak diye çözüyorsun. Buraya gelip de “aman allahım, işte hayatımda yaşamak istediğim şehir” diyenleri de bu yüzden yargılıyorum, çünkü gerçekten yabancı talebine göre şekillenmiş bir turizm anlayışı var. Şap şap saatlerce masaj yaptırıp sonra go-go bar’a gelmek nasıl bir tatil amacı olur ki? Bir şehirde yaşamak için o şehrin insanı ödüllendirmesi gerekmez mi? Çoğu pislik ve koku içinde yaşayan insanların yanında gökdelen rezidansında yaşamaya da Bangkok’ta yaşamak denir mi, bilemiyorum.

Nil’in dediği gibi, “Tapınaklar bu şehre bir hediye”. Wat Phra Kaew’i (Emerald Buddha) gezerken, Ayhan Işık gibi beyin kanamasından öleceğime o kadar emindim ki… Sıcaklık magma seviyesi. Kalabalık metrobüs seviyesi. 500 Baht’a o kadar sıkıştırılmış bir deneyim yaşadım ki, turistlik kavramından bir kez daha soğudum. “Turist değil, gezgin” diyen insanların bir kısmı da, bahsettiğim şalvar-uzun saç olunca kendi seyahat etme şeklimi bir yere koyamadığımı fark ediyorum. Bavulumu toplarken en ince detaya kadar düşünüp kontes gibi hazırlanıyorum ama varış noktasında sadece ama sadece 1 adet 10×20 boyutlarında bir çantayla yaşamak istiyorum.

Sokakta satılan dildolar, kesik bok kokusu ve fareler. Bir yerden bir yere ulaşmanın zorluğunun yanında alışveriş merkezlerine tapacağımız hiç aklımıza gelmezdi. O klima, o temizlik. Tayland’a gelip alışveriş merkezinde rahatlıyorsak bu da benim rahatı çok sevdiğimi ve yargıladığım insanların yine arasında bir yerde olduğumu göstermez mi?

Bangkok’u idealize etmiş insanlara değil, Tayland’ı gezmek için Bangkok’tan başlamak isteyenlere bir şey diyebilirim: Gelin, baştan en güzel, merkezi yerde konaklayın, Uber kullanın ve mümkünse yüksek sezonda, havanın daha serin olduğu zamanlarda gelin. Bir güne de maksimum 2 etkinlik koyun ve geri kalan zamanda chill! Sonra da Tayland’ın başka güzelliklerini görmeye gidin –şu anda bu yazıyı Chiang Mai’ya giden trende yazdığım o kadar belli ki.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s